A+ -A 09.06.2016 - 10:53

İsraf, Okullarda Ders Konusu Olmalı

İsraf, Okullarda Ders Konusu Olmalı
İsraf, Okullarda Ders Konusu Olmalı

Eğitim / Kültür

Milli Eğitim Bakanlığına Saygılarımızla Arz Ve Teklif Ediyoruz; İsraf, Okullarda Ders Konusu Olmalı

60 Yıllık basın tecrübemle birlikte, halkımızla da bütünleşen ve onların dertleriyle dertlenen, neşeleriyle neşelenen, O değerli insanların fikirlerinden, öğütlerinden istifade eden bir yerel basın mensubuyum. Elimde bir kitap, gazete, ya da 1-2  takvim yaprağı olmadan uyuyamayacak kadar okuma meraklısıyım. Yani uyku ilâcımdır okumak. Bunu böyle deyince, kesinlikle gururlandığım hatıra gelmesin. Zira, yüzü yerde, çocuklarla da oyun oynayacak kadar engin gönüllüyüm Allah’a şükür. Bilindiği gibi, “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir olan, cennete giremez” Hadis buyruğu hatırımdan çıkmaz yine  Allah’a şükür…

Dinimizin temelini teşkil eden Kur’an-ı Kerim: “Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz” buyurmaktadır.  Tabiî ki bu bağlamda; Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in “İsraf haramdır” buyurduğu da bilinmektedir.

Okul kitaplarında fen, matematik başta birçok konunun derslerine yer verilmiştir. Bu dersleri okuyup eksiksiz kavrayan gençlerimiz yükseldikçe yükselmekte ve daha sonra yurdumuzu yöneten camiaya katılmakta, yani hükümet olup Yüce Devletimizi yönetmektedirler. Bu, bilinen bir gerçek. 

Bu dersler içine “İsrafın haram” olduğunun da alınarak çocuklarımızın küçükken hafızalarına yerleştirilmesini arz ve teklif ediyorum, arz ve teklif ediyoruz.

Millî Eğitim Bakanlığı ilgili kurulunun getirdiği reform diyecek kadar güzel yenilikler, bütün takdirlerin üstündedir. Örneğin, maneviyat derslerini de diğer derslerle harmanlamaları, velileri son derece memnun etmektedir. Ben bunu bir nevi reform diye vasıflandırıyorum.

Konumuz israf deyince bir anı hatırıma geldi; Karadenizli olup İstanbul’da ikamet eden, hatırı sayılır (merhum) şimdi dostum olmasın saygı değer iş adamı dostum Cevat TELLİOĞLU anlatmıştı: Adı  geçen aile, küçükken Annesiz-babasız kalan bir kız çocuğunu evlatlık alır, büyütür, taliplisi çıkar, eşi ve evlatlığıyla çeyiz eşyası almak için çarşıdadırlar. Girdikleri giyim mağazasında, entari (elbise) beğenecektirler. Manevi baba Cevat bey, “Kızım seç. 3, 4, 5 kat alabilirsin” deyince, kız; “Baba, benim evde bir yedek var. Üç bile çok olur.  İki tane alalım, birisini düğün salonunda giyerim, birisini de eve götürürüz,  üç takım elbisem olur. Hani sen; “İsraf haram” demiştin. Ben de ona uyarak fazlasını istemiyorum” der ve diğer ev ihtiyaçlarını da görürken, hemen her eşya alışlarında: “Üç çok olur. İki adet yeter” nakaratı sürdürür. Bu durum böyle. Bir de bunun aksi ânı anlatacağım müsaadenizle:

İsmini yazmam doğru olmaz, belli bir şahsiyetin eşi 30 yaşlarında bir hanımefendi kardeşimiz vefat ettikten sonra, sandığından 41 adet entari (elbise) çıkmış ve bu durum Elbistan’da konuşuldukça konuşulmuştu günlerce, tabiî israf yönünden. Bir nevi kınanmıştı bu merhume… Bir örnek daha, yakın dostum bir esnaf anlatmıştı; gelin olacak kız ile birlikte annesi, teyzesi, halasıyla çeyiz eşyası almaya gelmişlerdir mağazasına. Damadın da annesi ve ablasıyla birliktedirler. Kız tarafı emreder gibi; (Şunu indir, şunu indir, dürü olacak 20 adet de gömlek indir vs.).

O anda kayınbaba gelmiştir oğlu damatla birlikte. Uzunca tezgâh masasına serilmiş bir yığın sözde çeyiz eşyası, makaslanıp paketlenmek üzere. Kayınbaba, sorar, “Bu nedir? Yığılmış eşyalar.” Kızın teyzesi ekibin yaşlısı. Anlatır; “20 gömlek dürü için, şunlar da diğer çeyiz eşyaları vs… Baş döndürücü bir masraf ki altından kalkılacak gibi değil…”

Kayınbaba, oğlunun gözüne bakar. “Ben bu yükü taşıyamam. Bu borcu zamanında ödeyemem, icra kapımıza gelir, o zaman aramız açılır, boşanma yoluna gidilmesi kaçınılmaz olur. O zaman aramız açılacağına, şimdi açılsın. Ben bu nişanı bozuyorum, dön oğlum, elde kız mı yok.” der ve nişanı bozup mağazadan arkasına bakmadan uzaklaşır...

Bir üstteki olay ile aşağısındaki olay karşılaştırılırsa, ne demek istediğim kolayca anlaşılacaktır.

Esas demek istediğimin özeti israfın neden haram olduğu kolayca anlaşılacaktır. İsraf öyle iliğimize işlemiş ki, adam camiye giriyor, kendi görevlisiymiş ve de kocaman pencerelerin ışığı yetmiyormuş, pencereden içeri vuran güneşe nispet ediyormuş gibi, lambaların düğmesine dokunuyor. Bilmiyor ki, o elektrikde 78 milyon nüfusun hakkı var ve uyguladığı israftan da israf.. Lüzumsuz yakınca, kul hakkı işlediğinin farkında değil… Evet, bilse yapmaz. Okulda İSRAF dersi görseydi lüzumsuzdan da lüzumsuz o lambaları yakar mıydı? Ancak; “Bilmemek ayıp değil, bellememek ayıp” atasözüdür. Bu bilinç okul kitaplarında olsa ve okusaydı o kişinin hafızasına işlenseydi, yineliyorum o lambaları yakar mıydı?.

Demek istiyorum ki, okullara israf dersi konulur, o dersten alınacak öğütlerle o yavrularımız büyüyüp yuva kurarlarsa (ki inşallah kuracaktırlar), o yuvanın bozulması nadir olur kanısındayım. Zira, yurdumuz genelinde, gençlerin yuva kurmaları sırasında, kız tarafı israfın ne getirip ne götüreceğini, damatlarının gücünün üstünde yükü kaldıramayınca kızlarının boşanmaya kadar gidip yuvalarının bozulacağını düşünseler, hiçbir sıkıntıyla karşılaşmazlar, karşılaşılmaz elbette. Şu bilinmiş ola ki, yurdumuzda çoğaldıkça çoğalan boşanmaların hemen yüzde 90’ı kanaatime göre sözünü ettiğim İSRAFTAN kaynaklanmaktadır kuşkusuz...

Ayrıca, insanımızın hem sağlığını törpüleyen, hem de kesesini törpüledikçe törpüleyen sigara içilmesi; yüzde 90 azalacak ve hattâ içki içilmesi de tamamen ortadan kalkacaktır.. Çünkü, o minimini yavrularımız israfın zararlı bir uygulama olduğunu o yaşta öğrenip beyinlerine zerk edilirse, delikanlı çağına gelince asla ve asla sigara başta olmak üzere diğer bütün kötü alışkanlıklardan kaçınacaktır, bu İSRAF dersi alanlar…

Bu itibarla, bundan tek kurtulmanın yolu-çaresi: İSRAF’IN OKULLARDA ZORUNLU DERS OLARAK OKUTULMASIDIR… Denemesi bedava (bu bir espri).

Millî Eğitim Bakanlığı’nca başlatılan reform ve yenilikler içine İSRAF DERSİ KONULUR, bu gün yurdumuzu yönetenlerin makamına onlar da erişirlerse (kî, kuşkusuz erişecektirler inşallah) dünyanın üçte ikisine hükmeden Osmanlı İmparatorluğu yeniden kurulmasa da, onun bir benzeri Yüce Devletimiz dünyada o günkü gibi söz sahibi olacaktır inşallah...

“Örneğin, Kanuni’den Fransa Kralına: “Duydum ki, kadın erkek el ele vererek bir dans oyunu icat etmişiniz.. Ola ki ülkeme sıçraya. Buna derhal son vermezseniz askerimle üzerine geliyorum” şeklinde mektubu derhal tesirini göstermiş, bu rezalet yurdumuzda yüz (100) yıl sonra başlamıştır bilindiği gibi. 

Bu uygulamanın mimari de; başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN olmak üzere; bu Yüce Devletimizi yöneten hükümet sayın üyelerinin ve onları oyları ile başa getiren Sayın Milletvekillerimizin  olacaktır kuşkusuz.

 


588 Okuma

YORUM EKLE Haber Yorumları ( 0 Adet)

Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Eğitim / Kültür - Diğer Haberler

Birûnî Üniversitesi

Birûnî Üniversitesi

2 Eylül 2015 Çarşamba Saat: 13:26