A+ -A 04.02.2016 - 13:56

Baş­kan­lık Sis­te­mi­ne Neden mi “E V E T” Di­ye­lim?

Baş­kan­lık Sis­te­mi­ne Neden mi “E V E T” Di­ye­lim?
Baş­kan­lık Sis­te­mi­ne Neden mi “E V E T” Di­ye­lim?

Güncel

Baş­kan­lık Sis­te­mi­ne Neden mi “E V E T” Di­ye­lim?


78 mil­yon Türk mil­le­ti­ni son de­re­ce ya­kın­dan il­gi­len­di­ren baş­lık­ta­ki so­ru­nun ce­va­bı­nı ka­rın­ca ka­ra­rın­ca ver­me­ye ça­lı­şa­ca­ğım. Kısa bir anım­la baş­la­ya­ca­ğım ya­zı­ma: 
İlhan Atış, Mül­ki­ye Baş­mü­fet­ti­şi. Yıl 1998 ol­du­ğu­nu ha­tır­lı­yo­rum. Sayın Recep Tay­yip ER­DO­ĞAN’ı vâki şi­kâ­yet­ler üze­ri­ne tef­ti­şe gel­miş­ti. Demek ki il­gi­li dos­ya­la­rı is­te­mek üzere tef­tiş yeri İstan­bul Va­li­lik ko­na­ğı. Karşı sokak, Ca­ğa­loğ­lu yo­ku­şun­da mat­ba­amız var. 
İlhan Atış’la ta­nış­ma­mız, ilk Kay­ma­kam­lık yeri El­bis­tan ol­ma­sı do­la­yı­sıy­la yakın dost­lu­ğu­muz var. Zi­ya­re­ti­ne git­tim. Kısa bir soh­bet­ten sonra tef­tiş se­be­bi­ni sor­dum? “Be­le­di­ye hak­kın­da şi­kâ­yet­ler var.” deyip ge­çiş­tir­di. Tabiî kural ge­re­ği içe­ri­ği­ni söy­le­me­di, sor­ma­dım da. Daha sonra ha­ri­cen öğ­ren­dim; Be­le­di­ye Bşk. Recep Tay­yip ER­DO­ĞAN’ın hak­kın­da ya­pı­lan şi­kâ­yet­le­rin te­mel­siz, ger­çek dışı ol­du­ğu­nu ra­po­ra bağ­la­mış.
O’nun be­le­di­ye re­is­li­ğin­den önce, İstan­bul’a her ge­li­şim­de, ev­ler­de gün­lük ih­ti­yaç için 5-6 boş bidon bu­lu­nur­du. Gece su akar­sa dol­dur­mak için. Sayın İstan­bul­lu’ların çoğu bilir; Sayın ER­DO­ĞAN gö­re­ve ge­lin­ce ilk işi, Allah’ın ver­di­ği izin, güç ve nus­ret sa­ye­sin­de su so­ru­nu­nu çöz­mek oldu. 
Bi­lin­di­ği gibi, daha sonra AK Parti’yi kurdu. “İnsan ar­ka­da­şıy­la öl­çü­lür” ata­sö­zü­nü şi­ar-pren­sip edin­miş ol­ma­lı kî, yur­du­mu­zun yü­kü­nü omuz­la­ya­cak bir kadro oluş­tur­du. Zira; “Ağaç da­lıy­la gür­ler” ata­sö­zü­nü de keza pren­sip edin­miş ol­ma­lı­dır mut­la­ka. Zira, gü­ve­ni­lir âkil in­san­lar­dan olu­şan kadro kur­ma­say­dı, yur­du­muz­da 13 yıl gibi kısa dönem için­de fev­ka­lâ­de­li bu ge­liş­me­ler-hiz­met­ler-eser­ler yüce mil­le­ti­mi­ze su­nu­la­bi­lir miydi?
Yüce Mil­le­ti­mi­zin, yüzde 52 oy ve­re­rek Cum­hur­baş­kan­lı­ğı pâ­ye­si­ni lüt­fet­ti­ği Sayın Recep Tay­yip ER­DO­ĞAN, gerek par­ti­nin yö­ne­tim ku­ru­lu­nu, gerek MYK üye­le­ri­ni ve ge­rek­se Ba­kan­la­rı­nı; bir el­ma­nın ya­rı­sı mi­sa­li mü­kem­mel ve dü­rüst ve ça­lış­kan şah­si­yet­le­ri seç­ti­ğin­den­dir ki;
Baş­ba­kan­lık dö­ne­min­de sun­duk­la­rı dev hiz­met­ler­den; üçün­cü ha­va­li­ma­nı, üçün­cü köprü, Kanal İstan­bul, Ya­lo­va-İzmit arası köprü, deniz al­tın­dan ya­pı­lan yol­lar, vaki hızlı tren­ler, yüz­ler­ce dağ­lar-te­pe­ler de­li­nip uzun me­sa­fe­ler kı­sal­tı­la­rak, tü­nel­ler açı­lıp 18 bin km. bö­lün­müş ve de sıcak as­falt­la kap­la­nan yol­lar, Güney Kıb­rıs’a su gö­tü­rül­me­si, yur­du­mu­zun muh­te­lif il, ilçe ve köy­le­rin­de “Suu!.. Sûû!..” diye yanan va­tan­daş­la­rı­mı­zın içme su­yu­na ka­vuş­tu­rul­ma­sı, vaki ba­raj­lar­la yüz bin­ler­ce kıraç top­ra­ğın su ile ev­len­di­ril­me­si,(yur­du­mu­zun 4. Büyük El­bis­tan-Af­şin ova­sı­nın da in­şal­lah 2-3 yıl için­de suya ka­vuş­tu­rul­ma­sı bek­le­ni­yor) hele de in­sa­nı­mı­zı ya­kın­dan il­gi­len­di­ren sağ­lık ku­ru­mu­na ge­tir­di­ği de­ği­şik­lik­ler, ol­duk­ça büyük has­ta­ne­ler yap­tı­rı­lıp, Av­ru­pa’yı kıs­kan­dı­ra­cak kadar mo­dern ci­haz­lar­la do­na­tıl­ma­sı, üni­ver­si­te­ler sa­yı­sı­nın art­tı­rıl­ma­sı (da­rı­sı El­bis­tan’ımıza),hele de öğ­ret­men kad­ro­la­rı­nın cö­mert­çe ve­ri­le­rek eği­ti­me son de­re­ce des­tek su­nul­ma­sı kü­çüm­se­necek hiz­met­ler midir?
Bit­me­di; yeni ya­pı­lan okul­lar ve mev­cut okul­la­ra bin­ler­ce ilâve ders­ha­ne­ler… Ger­çe­ği söy­le­yim mi? Ser­gi­le­nen hiz­met­le­rin hep­si­ni sı­ra­la­ma­ya sü­tun­la­rı­mız kâfi gel­mez, bir nevi mü­ba­rek yur­du­mu­zu ikiye, belki de üç’e (3) kat­la­mış­tır sun­duk­la­rı eser­ler­le. 
En son, dünya dev­let adam­la­rı­na par­mak ısır­tır­ca­sı­na G 20 Top­lan­tı­sı’nın An­tal­ya’da ku­sur­suz ger­çek­leş­ti­ril­me­si, bu sı­ra­da; te­rö­rün ön­len­me­si için dün­ya­nın iş ve el­bir­li­ği yap­ma­sı ge­rek­ti­ği üze­rin­de ıs­rar­la dur­duk­tan iki (2) gün sonra Fran­sa’nın baş­şeh­ri Paris’te te­rö­re 90’ı ağır 200’e yakın ya­ra­lı ve 129 kur­ban ver­me­si, bu facia üze­ri­ne, Nas­ret­tin Hoca’nın; “Benim sö­zü­me inan­mı­yor­sun da ahır­da­ki­ne mi ina­nı­yor­sun?” fık­ra­sı mi­sa­li, Av­ru­pa başta, tüm Dünya Dev­let­le­ri uyan­dı... Sayın ER­DO­ĞAN’ı sanki ALLAH ko­nuş­tur­muş. Başka nasıl yo­rum­la­nır ki? 
Ay­rı­ca, sa­dist ruhlu, kendi va­tan­daş­la­rın­dan, hiç­bir sebep yok­ken, dört yüz bin (400000) in­sa­nı­nı öl­dü­ren Su­ri­ye sözde dev­let baş­ka­nı­nın zulmü yet­mi­yor­muş gibi; dün­ya­nın ba­şı­na belâ ol­ma­ya aday gibi gö­rü­nen Rusya’nın da bu za­li­me des­tek ver­me­si ve de sözde Müs­lü­man ge­çi­nen, ta­rih­te ise hep Müs­lü­man­la­rın kar­şı­sın­da olan İran’ın da keza des­tek­le­riy­le yüz bin­ler­ce evi tek­rar tek­rar bom­bar­dı­man ile ya­kıp-yı­kıp bin­ler­ce in­sa­nı dün­ya­nın gözü önün­de hun­har­ca öl­dür­me­le­ri akıl dışı bir olay, bir facia… Ta­ri­he bir kara leke ola­rak ge­çecek bir olay... Sağ ka­lan­la­rı da yurt dı­şı­na sür­gün eden Su­ri­ye sözde Dev­let Bşk. (ga­ze­te kir­le­nir diye adını yaz­mı­yo­rum) miadı dol­du­ğu­nu, bunun bu ül­ke­den ay­rıl­ma­sı ge­rek­ti­ği üze­rin­de haklı ola­rak duran Cum­hur­baş­ka­nı­mız Sayın Recep Tay­yip ER­DO­ĞAN; evvel Allah’ın iz­niy­le in­şal­lah bir dünya li­de­ri ol­ma­nın are­fe­sin­de demek içim­den geç­mi­yor değil. İnşal­lah öyle olur.
Diğer ta­raf­tan, ney­miş; “ER­DO­ĞAN dik­ta­tör”müş (!). Bu id­di­ayı ileri sü­ren­le­re derim ki, gel kar­de­şim; Allah rı­za­sı için bir meş­ve­ret ya­pa­lım; Âyet ge­re­ği, “Bir in­sa­nı öl­dür­mek, bütün in­san­la­rı öl­dür­mek kadar gü­nah­tır” buy­rul­du­ğu­nu, Sayın ER­DO­ĞAN ko­nuş­ma­la­rın­da vaki dile ge­tir­di­ği he­pi­miz­ce malûm. Bunun canlı bir ör­ne­ği­ni ma­sa­ya ya­tı­rıp kri­ti­ği­ni ya­pa­lım: için­de vic­dan mer­ha­met ve şef­kat dolu ol­ma­say­dı; yur­du­mu­za sı­ğın­dık­la­rı bi­li­nen resmi ka­yıt­la­ra göre üç (3) mil­yo­na yakın, ha­ri­ci tah­min­le­re göre dört (4) mil­yo­na yakın Su­ri­ye­li ve üç yüz bini aşkın da Irak’lıyı, mem­le­ket­le­rin­de kan kus­tu­ru­lur­ca­sı­na zulüm gör­dük­le­ri için; Yüce Dev­le­ti­mi­zin sıcak kol­la­rı­nı açıp bağ­rı­na basar mıydı? Buna nasıl “dik­ta­tör”? denir? Bunun, kuru bir iddia ol­du­ğu ner­den ba­kıl­sa belli değil mi?.
Bu id­di­ayı ileri süren kar­deş­le­ri­mi­ze saygı ile so­ru­yo­rum? Ya­ban­cı ülke in­san­la­rı­na- ço­cuk­la­rı­na dahi böyle acı­yıp mer­ha­met eden, şef­kat gös­te­ren bir Dev­let adamı, kendi ül­ke­si­nin va­tan­daş­la­rı­na dik­ta­tör­lük ya­pa­rak in­ci­tir mi? Kaldı ki, ken­di­si­ne ha­ka­ret et­tik­le­rin­den do­la­yı açı­lan dava sa­yı­sı (1.100) bin yüz ci­va­rın­da imiş. Dik­ta­tör­lük yani acı­ma­sız­lık hissi olsa, o kişi ve ki­şi­ler öyle ha­ka­ret ede­bi­lir­ler mi? Mah­ke­me­ye baş­vu­ru­yor: “Ben ma­su­mum, da­va­cı­yım. Ka­nu­nun…ncı mad­de­si mu­ci­bin­ce ge­re­ği­ni arz ede­rim” diyor.
Size so­ru­yo­rum? Sı­ra­dan bir va­tan­daş da öyle bir ha­ka­re­te uğ­ra­sa, onun da baş vu­ra­ca­ğı makam mah­ke­me değil mi? Zira, dik­ta­tör his ve duy­gu­su olsa, mah­ke­me­ye niye baş­vur­sun ki? Ne ya­pa­ca­ğı­nı sen düşün… Ana­sın­dan doğ­du­ğu­na piş­man et­me­ye­ce­ği­ni kim söy­le­ye­bi­lir? 
Bu, durum de­ğer­len­dir­me­le­rim­den sonra, gerek bu gün, ge­rek­se ge­le­cek­te yur­du­mu­zun daha rahat yö­ne­ti­lip, kal­kın­ma­mı­zın daha mü­kem­mel ve hızlı yü­rü­tü­le­ce­ği bir­çok âkil şah­si­yet­le­rin ağ­zın­dan da din­le­mek­te­yiz. Bu bağ­lam­da, Cum­hur­baş­ka­nı­mız Sayın Recep Tay­yip ER­DO­ĞAN da bu yolun açıl­ma­sı­na ma­dem­ki siz, biz yani he­pi­miz­den ya da büyük bir ço­ğun­lu­ğu­muz­dan yetki is­ti­yor, bu is­te­ğe niye yok di­ye­lim ki? 
1980 ih­ti­lâ­li mü­te­akip pa­şa­la­rın bas­kı­sıy­la yü­rür­lü­ğe ko­nu­lan, yur­du­mu­zun hızlı kal­kın­ma­sı­nı fren­le­me başta bir­çok ko­nu­lar­da Dev­le­ti­mi­zi yö­ne­ten­le­rin eli­ni-ko­lu­nu bağ­la­yan Ana­ya­sa ile ül­ke­mi­ze ge­re­ken hiz­me­tin ya­pı­la­ma­ya­ca­ğı güneş gibi mey­dan­da. Bu durum her­kes­çe malûm ol­du­ğu için yeni Ana­ya­sa’nın da de­ğiş­ti­ril­me­si gün­de­min 1.Mad­de­si ola­cak. Baş­kan­lık için de o gün oy kul­la­nı­la­ca­ğı belli. Bu iti­bar­la; tabiî ki tak­dir yine siz kar­deş­le­ri­min olmak üzere seve seve
“E V E T” D İ Y E L İ M. 
Mehmet Göçer

1024 Okuma

YORUM EKLE Haber Yorumları ( 0 Adet)

Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Güncel - Diğer Haberler